in

Dünya Mitolojilerinden 7 KORKUNÇ YARATIK! – Geekyapar!


İçinde bulunduğumuz şu cadılar bayramı ayı içinde, pek çok dünya mitolojisinde var olan birbirinden korkunç -en azından böyle olduğu iddia edilen- yaratıkları bir listeye almasak olmazdı. Antik Yunan’dan Doğu Avrupa’ya, İskandinav’dan Türk mitolojisine kadar pek çok mitolojide yer alan hem tuhaf hem ürkütücü sayısız yaratık veya karakter bulunuyor. Bunlar kimi zaman çocuklar korksun diye kimi zaman da yerel halkı veya düşmanları tedirgin etsin diye anlatılagelmiş mitolojik ögeler. İşte bu listede tam olarak bu tarife uyan, çeşitli mitolojilerden on üç korkunç yaratık yer alıyor.

Gashadokuro

Japon mitolojisinde yer alan yōkai yani hayaletlerden biri olan Gashadokuro, tek bir yaratık yerine birçok ruhu içinde barındırdığı söylenen ve bir insanın yaklaşık on beş katı büyüklüğünde olan dev bir iskelet. Geceleri dışarıda gördüğü insanları evlerine kadar takip ettiği, evlerine gelince de kulaklarına bir çınlama sesi vererek ruhlarını ele geçirdiği veya onları yediği anlatılagelmiş. Gashadokuro’yu japon tarihinde yöneticilerin; geceleri halkın dışarı çıkmasını engellemek için anlattığı biliniyor. Japon halkı buna ne derece inanıp korkardı bilemem ama dev bir iskeletin gece beni takip etmesi fikri bile tüyler ürpertici doğrusu. Görsel olarak tasviri az bulunmakla birlikte, Kubo animasyon filminde ve Nioh oyunundaki boss dövüşlerinden birinde karşımıza çıkmaktadır.

Draugr

İskandinav mitolojisindeki zombi diyebileceğimiz Draugr veya Draug, zombiden farklı olarak bilinçli davranabilen, savaşçı gibi savaşabilen hatta eline geçirdiğinin derisini yüzen ölümsüz bir asker. İnsanüstü güçlere sahip olan Draugr’un anlatıları, yalnız yaşayan Viking askerlerinin peşine düştüğü ve onları öldürüp derilerini yüzdüğü üzerine. Elinde kocaman kılıcı, alev saçan gözleri ve iri yarı kemikten vücuduyla Viking askerlerinin korkulu rüyası anlayacağınız. Aynı zamanda onları yenebilen Viking savaşçılarının gerçek kudrete sahip olduğuna inanılır. Üstelik Norveç halkının da halen gerçek olduğuna inandığı ve rüyalarına girmesinden korktukları bir yaratık. Skyrim veya God of War oynayanlar hiç mi hiç yabancı olmasalar gerek zira pek çok kez karşılaştığımız düşman tiplerinden biri de Draugr’lar idi.

Gargoyle

Avrupa’nın gotik mimarisi ile yapılmış eserlerinde -daha çok kilise, müze ve devlet dairelerinde- sıklıkla rastlayabildiğiniz bu taş yapılar aslında sadece estetik katkı sunması için oralara yapılmıyor. Bu yapılar aynı zamanda oluklarda biriken suyu tahliye etmek amacıyla kullanılıyor ama asıl konumuz bu değil. Gündüzleri taş, geceleri ise canlanan bir yaratık formunda olan bu gargoyle, köken olarak Fransızca “gargouille”den gelmektedir ve bir Fransız efsanesine dayanır. St. Romanus dönemi Fransa’da (M.S. 630 civarı), tarlalarda insan ve hayvanları yiyip yok eden dev bir yılan ve ejderha benzeri bir yaratığı avlamak üzere yola çıkan Piskopos Saint Romanus, canavarı yakalayıp üzerine bir haç çizer ve bunun üzerine canavar bugün tasvir edilen yarasa kanatlı, uzun boyunlu ve ateş soluyan şeklini alır. Bu şekliyle piskoposun emri altına girdiği ve kiliseye götürülüp yakıldığı; ancak yakıldığı ateş kendisini var eden ateşle aynı türden olduğu için kafası ve boynunun yanmadığı anlatılır. Bu yüzden de gargoyl’lar taşa dönüşmüş olsalar bile geceleri hareket edebildiklerine inanılır.

Şeşe

Azerbaycan, Türk ve Tatar anlatılarında yer alan Şeşe yani haydut kuşunun bilinmezlik aleminden geldiğine inanılır ve geceleri devasa kanatlarıyla gökyüzünde süzülür. Erkek çocuklarına musallat olduğu, onları durmadan rahatsız ettiği veya kaçırdığı anlatılır. Hatta yeni doğmuş bir erkek çocuğunun üstünden uçarsa çocuğun kısa sürede öleceğine inanılır. İnanışa göre Şeşe’nin görüldüğü yerde öldürülmesi veya yakalanması gerekir. Onu yakalayan kişinin de diğer Şeşe kuşlarının zarar verdiği bütün çocukları iyileştirme gücü kazandığına inanılır. Azerbaycan Türklerinin inanışına göre yarasa da Şeşe kuşu olarak bilinir ve uzak durulan hayvanlardandır. Fars kültüründe de aynen bu anlatılanlara benzer bir Şeşe kuşundan söz edilmektedir.

Baba Yaga

Rusların cadısı diyebileceğimiz Baba Yaga, Slav mitolojilerinde yaşlı bir büyücü olarak tasvir edilir ve çocukları kaçırıp yiyen zalim bir cadıdır. İstediği şekle bürünebilir ve yapabildiklerinin sınırı yoktur. Karanlık ormanların derinliklerinde tavuk ayaklı bir kulübede yaşadığına ve ormandaki hayat çeşmesini koruduğuna inanılır. Vücudundaki kemikleri sayılacak kadar zayıf, uzun burunlu ve demir dişli olarak tasvir edilir. Bir kazanın içinde elinde çalı süpürgesiyle etrafta uçuşur ve ölümü yeni tadan canlıların ruhlarını arayıp yutar. Çocukların korkulu rüyası olan bir cadıdır ve eğer olur da saygısını kazanabilirseniz size değerli armağanlar verebilir. Tıpkı Slav kültürlerinde anlatıldığı gibi bu şekle benzer olarak Türk ve Altay anlatılarında da “Yek” adında bir karaktere rastlanmaktadır.

Siren

Yunan, Doğu Avrupa ve Fars anlatılarında kendisine rastlanan Siren, özellikle denizcilerin baş belası olan iki kuyruklu deniz kızlarına denir. Genellikle uçurumlar ve kayalıklarla çevrili ada bölgelerinde yaşarlar. Baştan çıkarıcı güzellikleri ve bülbül gibi sesleriyle denizcileri etkileri altına alırlar. Böylelikle gemilerinin kontrolünü kaybetmelerine sebep olur ve savunmasız kaldıkları anda bütün mürettebatı ele geçirip bir ziyafet çekerler. Anlatılara göre Siren’lerin sesi öyle güzeldir ki kulağınızı tıkamadığınız sürece etkisi altında kalmanız kaçınılmazdır. Sirenler, Yunan mitolojisindeki bazı hikayelere göre de Achelous’un kızları ve Persephone’nin oyun arkadaşları olarak anlatılırlar. Tarihte onların etkisinden kurtulabilen kişi sayısı da oldukça sınırlıdır. Yalnızca Odysseus, Jason ve Argo bu büyüleyici varlıkların etkisinden kurtulabilmiştir.

Dullahan

Kelt mitolojilerinde, özellikle de İrlanda kültüründe öne çıkan Dullahan tam tabiriyle “kelle koltukta” başsız bir süvari. İnanışa göre; geceleri siyah atıyla şehrin dört bir yanını dolaşarak ölümünün yaklaştığı kimseleri bulup onların canını almayı görev bilir. “Kelle koltukta” dememin sebebi gerçekten kellesini elinde gezdirmesinden geliyor. Hatta eliyle başını havaya kaldırdığı ve böylelikle uzak mesafeleri rahatlıkla görebildiği söyleniyor. Elinde insan omurgasından bir kamçı bulunur ve bu kamçı ile karşısına çıkan insanları tek bir darbede öldürebilir. Efsaneye göre; Dullahan ile kesinlikle göz göze gelmemeniz gerekir. Çünkü eğer sizi görür ve size adınızla seslenirse oracıkta ölüverirsiniz. Bir nevi İrlanda folklörünün Azrail’i yani ölüm meleğidir. Ancak daha çok iblis olarak tarif edilir.

Mitolojilerde böyle korkunç karakterler say say bitmez. Eğer sizin de bildiğiniz ama bu listede olmayan “bundan tırsmamanız mümkün değil” dediğiniz yaratıklar varsa bizimle paylaşmayı unutmayın!



Kaynak

Ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İki Eski Uydu Az Daha Çarpışıyordu

İki Eski Uydu Az Daha Çarpışıyordu

Işınlanma Bulunmadı Diyenler Utanır mı? Burnumuza Geldiği An Bizi Çocukluğumuza Götüren Kokular

Işınlanma Bulunmadı Diyenler Utanır mı? Burnumuza Geldiği An Bizi Çocukluğumuza Götüren Kokular